Seks hikayeleri ve porno hikayeleri okuyabileceğiniz ensest sex hikayesi paylaşım platformudur ve seks hikayeleri yer almaktadır.
13 Ağustos 2016 Cumartesi
KÖY ÖĞREMENİ 3
Kar oturmuş bir türlü kalkmıyordu. Aylarca devam etti. Bende köyde
kapalı kalmıştım. Fakat halimden hiç şikayetçi değildim. Sıkı sık
Çankoş’la buluşuyordum. Her zaman olmasa da Zehra’da ara sıra bize
katılıyordu. Kış boyu bu devam etti. Yarıl tatilinde Ankara gittim ama
geri dönüşü iple çektim. Hatta üç gün önce geldim. Bahar geldiğinde ise
ortalık yem yeşil olmuştu. Ben köyün birkaç tane olan deli kanlıları ile
kırlarda geziye çıkmaya başladık. 17 -18 yaşlarında idiler ama hepsi
evli idi. Aralarında sık sık cinsel şakalar yapıyor ve benimle de dalga
geçiyorlardı. Hatta birinde bir sıpa görünce hoca senin için kuytu bir
yere çekelim dediler. Ben oldukça kızardım. Fakat aklımdan geçirdim “siz
dalga geçin ben neler yapıyorum” dedim. Hepsi genç yaşta evlenmişler
cinselliği doyasıya yaşıyordu. Şehirdeki gibi değildi. Aslında bahar
gelince benim işler biraz zorlaştı. Zehra ve Cankoş’u çok fazla
göremiyordu. Zehra işlerle daha çok uğraşmaya başladı. Okula doğru
dürüşt gelmez oldu. Cankoş’uda Sülo sık sık av mav bahaneleri ile oraya
buraya götürüyordu. Gerçi Cankoş artık dışarıda bağlı idi ve ara sıra
geceleri kuytu bir yere çekip işimi görüyordum. Artık Nisan geçmiş mayıs
ayı gelmişti herkes yaylalara çıkmak için gün sayıyordu. Köylüler
hayvanlarını yazın yaylarda otlatıyordu. Tabi çoklarda sık sık yaylaya
gidiyordu. Okulda doğru dürüst öğrenci kalmamıştı. O zaman köy okulları
Mayıs’ın ikinci haftası kapanırdı. Okullar kapanmadan üç dört gün önce
Zehra’yı gördüm ve durumu anlattım. Gitmeden iyi bir enerji toplamak
istiyordum. Zehra hem akşam Cankoş’u bana bıraktı. Bende sabaha kadar
bunu değerlendirdim. Ertesi gün Zehra’da okula geldi. Tabi okulda kimse
bir iki öğrenci vardı. Bir iki saat oyalandık sonra onları da gönderdim.
Zehra’yı alıp ev gittim. Üçümüz yine işimize devam ettik. Bu son günler
harika geçmişti. En sonunda okullar tatil oldu. Bende Memleketime
yollandım.Ankara’da kaç kez alem yaptık hatırlamıyorum ama aklım köyümde
kalmıştı. Birkaç kez kız ayarladık ama hiç birinden yeterince zevk
almamıştım. Köyümü özlüyordum. Sikmeye kıyamadığım Zehram’ı ve Cankoş’un
daracık amını özlüyordu.Vakit gelmişti okullar açılmadan bir hafta önce
hazırlık yapacağım diye Ankara’dan ayrıldım ve köyüme doğru yola
çıktım. Bir iki gün yolda geçti ilçeye uğradım gerekli resmi işlemleri
yaptırdım. Herkes bana hayret ediyordu. O dağ başında nasıl kalıyorum
diye. Bense köye gitmek için artık iyice sabırsızlanıyordum.Okulun
açılmasından üç gün önce köye vardım. Tabii akşam olmuştu ve
yorgunluktan ölüyordum. Sağa sola göz attım benimkileri göremedim. Gerçi
erken gelmiştim dolayı ile haberleri yoktu. Tam uzanacaktım kapı çaldı.
İçimden benimkiler geldi dedim. Kapının çalınmasından onların olmadığı
belli idi. Ama bi umut diye açtım. Kapıdaki Sülo’ydu. -Babam gönderdi
Örtmenim. Yoldan geldi yorgundur. Gelsin yeme bizde yesin. dedi.Aslında
sevindim Zehra’yı görecektim nede olsa. Belki de Cankoş’u eve
getirecektim. Tam deyip Sülo’yu göndersim ve Alelacele hazırlandım ve
muhtarın evine gittim. Vardığımda sofra hazırdı. Hemen yemeğe başladı.
Benim içim içime sığmıyordu. Fakat Zehra’yı görememiştim. Yemeğimizi
yedik ve divanın üzerine oturduk. Muhtarın hanımı sofrayı kaldırdı. Bize
çay demledi. Biz de bir yayandan havadan sudan bahsediyordu. Ben
Zehra’yı sormak istiyordum ama bir türlü soyamıyordum. Sülo mülo
hayvanlar, yaz maz derken muhtar benim Zehra’yıda evlendirdik dedi. Bir
anda şok olmuştum. Ne diyeceğimi belemedim. Muhtar:-Hoca buralarda kız
coçuğunu pek bekletmemek lazım. Zaten okulu da sayende bitirdi. Bundan
sonra arık belemesine gerek yok. Dedi.Şok olmuştum bir şey diyemedim.
Ağzımdan sadece ‘daha küçüktü’ dedim. Ama ben onun boyundan büyük ne
işler yaptığı biliyordum.-Muhtar: Hoca burası şehir yeri değil, burada
adet böyle. Dedi. Tabi benim tüm hayallerim suya düşmüştü. Şimdi bu köy
yerinde ne yapacaktım. Muhtar devam etti.-Zehra’yı Topal Amed’in Halil’e
verdik. İyi saf çocuk. Babası da iyidir. Dedi.Topal Amed’i ve oğlu
Halil’i tanırdım. Babası çobandı. Pek köyde durmazdı. 50 yaşlarında
fakir bir adamdı. Halil ise daha 15- 16 yaşlarında saf bir çocuktu.
Biraz özürlüydü. Oda babası gibi çobandı.‘İçimden güzelim Zehra’mı
yakmış’ dedim. Ama elimden bir şey gelmezdi. Daha fazla kalamadım arttık
müsaade istedim. Dışarıda Sülo’yu gördüm bi tane çoban köpeği bulmuş
onunla oynuyordu akşam akşam. Sormadan edemedim. ‘Ne o Sülo kendine yeni
bi arkadaş mı buldun. Tazı ne oldu’ dedim. Tabi benim soruş amacım
Çankoş’un öğrenmekti. Sülo’da babam onu kasabalı arkadaşına verdi’ demez
mi. Tamamen yıkılmıştım. Eve zor vardım. Tüm hayallerim yıkılmıştı. Ne
yapacaktım şimdi.Çaresiz okulu açtım ama o üç gün üç yıl gibiydi. Okul
açıldı işler aynı rutinde idi. 15 civarında öğrencim olmuştu. Arada Sülo
gibi gelip gidenler oluyordu. Ben de her fırsatta Sülo’dan bir şeyler
öğrenmeye çalışıyordum. Fakat nafile. Zaman zaman köy içinde dolaşıp
köşe başlarında oturan yaşlılardan geçlerden bilgi almaya çalışıyordum.
Yalnız çok açılamıyordum şüphelenirler diye. Yaklaşık iki hafta sonra
Zehra’yı çeşmeden su götürürken gördüm. Ona fark ettirmeden uzaktan göz
ucuyla takip ettim. Caminin arkalarında ara sokaklarda bir eve girdi.
Köy zaten büyük olmayınca kolayca tespit etmiştim. Zehra’nın kayın
validesi hakkında pekiyi konuşmuyordu köylüler. Genç imiş, babası ölünce
amcası 14 ünde bu çobana verdi dediler. 35 yaşlarında var yokmuş.
Kocası da sürekli çoban olunca evde pek durmayınca genç kadın tabii ufak
defek ‘ayağı dışarılık’ yapmıştı. Tabii köy yeri bu tür dedikodular pek
saklanmıyordu. Yaşlı bir amaca ‘muhtar işini bilir’ dedi. Ben o an
neden muhtarın gül gibi kızını saf birine verdiğini anlamıştım. Bir gün
okul bahçesinde öğrencilerimle otururken Sülo çıka geldi. Yanında
evlerinde oynadığını gördüğüm köpek de vardı. Boynuna bir ip bağlamış
‘Örtmenin Alabaş’ı sana getirdim, senin olsun’ dedi. Ben de
şaşırdım.-Hayırdır Sülo! Sen pek köpeğini kimseye vermezdin ne
oldu.-Örtmenim bizde köpek çok, babam ‘bunu götür birine ver’ dedi.
Köyde herkesin köpeği var bir tek senin yok bende sana getirdi. Kışın
seni kurtlardan korur. DediKöpek bana biraz küçük gelmişti. -Sülo bu
daha küçük değimli beni nasıl koruyacak. Dedim. Hemen Sülo atıldı.
‘örtmenim bu kangal gırması, hiç bi kurt bunun yanına yaklaşamaz, hem bu
bi yaşından fazla’ dedi. ‘İyide o zaman ben nasıl bakarım buna. Tatilde
ben gidince kim bakacak buna’ dedim. Hemen ‘ben karım örtmenim sen
merek etme’ dedi.Çaktırmadan ben köpeğin arka taraflarına altına bakmaya
çalışıyordum ki erkek mi dişimi anlayayım. Gördüğüm kadarıyla dişiydi.
‘Tamam Sülo götür odunluğun ora bağla sonra ona bir yer yaparız’ dedim.
Çocukcağız öyle sevindi ki hemen koştu bağladı geldi. ‘Sen hiç merak
etme örtmenim ben her gün ona bakarım’ dedi.Tabii Sülo’nun işi buydu.
Ama benim amacım baştan belli idi. Alabaş oldukça gösterişli bir
köpekti. Sarıya çalan beyaz tüyleri vardı. Başı da aynı renkti. Ondan
Sülo bu ismi ona vermişti. Aslında oldukça büyük bir köpekti. Sülo’ya
göre bir yaşından büyüktü. Ön kollarını Sülo’nun omzuna koydu mu
nerdeyse ondan büyük boyu vardı. Dişi olduğu içinde zayıf ve narin bir
vücudu vardı. Okuldan sonra bende Alabaş’ın yanına gittim. Başını
okşadım. Biraz sevdim. Oldukça uysala benziyordu. Oyun onamaya da
hevesli idi. Çankoş gibi idi ama o ne de olsa bir tazı idi. Ama bu
basbayağı bir çoban köpeğiydi. Ben de ne yapacağımı bilemiyordum. Daha
önce hiç köpek beslememiştim. Cankoş’ta da hep Zehra var. Neyse içeri
girdim. Kanepeye uzandı. Nasılsa vakit çoktu. Yapacak başka işte
yok.Günler geçiyordu. Bense yalnızlıktan sıkılmıştım. Alabaş’la her gün
oynuyor onu besliyordum. Beni oldukça sevmişti. En büyük yardımcımda
Sülo’ydu. Her gün Alabaş’la benle birlikte ilgilenmekteydi. Onunla
odunluğun basını keserek alabaşın geçeceği bir kapı yaptık. Odunluğun
içine de Alabaşın uyuyacağı bir yer yaptık. Alabaş İstediği zaman içeri
giriyor istediği zaman dışarı çıkıyordu. İçerden bir kapıda yaptık ve
istediğim zaman kapatarak dışarı çıkmasını engelliyordum. Ara sıra köyde
dolaşıyor. Zehra’yı görmeye çalışıyordu. Birkaç kez de gördüm ama hiç
konuşamadık. Artık kış yaklaşmaya başlamıştı. Kasım ayında bir gündü.
Hava soğuktu. Odun almak için dışarı çıkınca biraz Alabaşı sevdim ve
götürdüğüm yiyecekleri verdim. Hayvancağız havalara uçuyordu. Ben içeri
ben biraz odun aldım ve gidecekken birden Muhtarın ahırın önünde
Zehra’yı gördüm. Oda beni izliyordu. Soğuk olduğundan dolayı ortalıkta
kimse yoktu. Ben de yavaşça ona doğru yaklaştım. Beni anlamış gibi oda
bana doğru geldi. Odunluğun kuytusuna çekildik biraz sohbet ettik.O
hemen söze girdi:-Hemen kendine yeni bi arkadaş bulmuşsun
öğretmenim.-Evet , Sülo getirdi. Ama sen ve Çankoş’un gerini tutamaz.
Her burada yatıyor işte. Bende boş boş dolaşıyorum. Hayat bayağı sıkıcı
oldu. Dedim. Zehra ne demek istediğimi anlamıştı. Başını salladı.Bende
hemen sordu:-Sen nasılsın, evlilik nasıl gidiyor?Oda manalı manalı
bakarak ‘nedelim Topla Amed’in Deli Halil’ avıdıyam’ dedi. Ses tonu çok
hüzünlü idi ve aradığını bulamadığı belliydi. Zehra ‘Köpeğin çok
güzelmiş’ dedi. Bende ‘güzel ama Sen olayınca bir şeye yaramıyor’ dedim.
O ‘bana ne gerek’ dedi. Tabii benim demek istediği çok iyi anlamıştı.
Şimdi Zehra evli bir kadındı onun için fazla konuşamadık. O ayrıldı
yavaş yavaş babasıgile yöneldi. Usulca ‘yakında kızana gelir o zaman
istediğin gibi olur’ dedi ve gülerek gitti. Zehra ile konuşmak ona da
bana da iyi gelmişti.Birkaç gün sonra yılın ilk karı yağdı. Her yer
beyaza büründü. Benim artık tamamen eve kapanmıştım. Hafta sunu geçmek
bilmiyordu. Gün köyde biraz dolandım kimseler görünmüyordu. Zehra’nın
evine doğru gittim ama kimseler ortada yoktu. Akşama doğru hava iyice
bozmuştu. Tipi başladı bende sobayı iyi odun doldurdum. Akşam yemeğimi
yedim ve kanepeye uzandım. Uyku tutmadı. Sobadaki ateş azalmıştı. Odun
atayım tekrar dedim odun kalmamıştı. Bende tekrar odun almak için dışarı
çıkmam gerekti. Dışarı çıkınca fark ettim tipi iyice azmıştı. Güçlükle
odunluğa kadar vardım. Kapıyı açın içeri girdim. Karanlıkta biraz odun
aldım tam çıkacaktım köşede Alabaş’ın parlayan gözlerini gördüm.
Soğuktan kıvrılmış yatıyordu. Soğuk iki dakikada benim bile iliklerime
işlemişti. Bari onu da içeri götüreyim sıcak yerde dursun dedim.
Geceleri onu ne olur ne olamaz diye odunluğa kapatıyordum ama hava
gerçekten çok soğuktu. Odunları bıraktım ve hemen geri döndün Alabaşı da
aldım eve getirdim. Sıcakta ikimizde kendimize geldik. Ben sobaya biraz
daha odun atınca ortalık iyice sıcak oldu. Bende onunla oynamaya
başladım. Oda oldukça istekli idi. Ben de onun gibi bir köpek oldum
onunla oynaşıyordu. Benim aklıma yavaş yavaş Cankoş’la yaptıklarım
geliyor ve sertleşmeye başlıyordum. Fakat onun nasıl bir tepki
vereceğini bilemediğim için bir şey yapmaya cesaret edemiyordum. Yavaşça
onun arkasını koklamak için yaklaştım. Pek tepki vermedi.Bende biraz
daha ileri gidere sürtünüp başımı tamamen arkasına dayadım. Burnun
tamamen amına dokunmaya başlamıştı. Ben koklamaya çalıştıkça o
uzaklaşıyordu. Ama vazgeçmedim çok tepki vermedi ama eni fazlada
yaklaştırmak istemiyordu. Ben de artık dayanamaz olmuştum. Sikim
zonkluyordu. Altımda bi eşofman altı vardı. Onu hemen çıkardı. Sonra
tamamen çıplak olmamın daha doğru olacağını düşünerek üzerimi de
çıkarttım. Artık üzerimde hiç bir şey yoktu. Tıpkı onun gibi olmuştum.
Bu durum onun da hoşuna gitmişti. Sanki bana biraz daha yaklaşmıştı.
Onaşmaya devam ettik ben bir yandan onu okşuyor bir yandan kokluyordu.
Oda bana sürtünüyor ve kokluyordu. Ara arkasını koklarken üzerine çıkar
gibi yapıyordum. O ise kaçıyordu. Birkaç kez hafifçe benimkini
dokundurdum. Amının yumuşaklığını ve sıcaklığını hissetmiştim. Fakat o
henüz hazır olmadığını belli ediyordu. Bende oynaşmaya devam ettim.
Saatin nasıl geçtiğini anlamıştım. Saati fark ettiğimde 5’ e geliyor.
Daha fazla devam etmenin anlamı yoktu. Çünkü daha çok günlerimiz vardı.
İlk gün için fena değildi.Ertesi gün hava yine kötü idi. Alabaş’a
kıyamadın yine içerde kaldı. Akşam yine oynaştık. Oldukça güzeldi. Bende
iki kez mastürbasyon yaparak boşaldım. Ertesi gün okula giderken hava
daha iyi idi. Bende Alabaş’ı tekrar yerine götürdüm. Birkaç gün geçti.
Onun yanına her vardığı da müthiş bir oynama iştahı bardı. İlerleyen
günlerde birkaç kez daha onu gece eve aldım. Onunda benimde oldukça
hoşumuza gitmişti. Daha bunun ne kadar devam edeceğini tahmin
edemiyordum. Bir an önce sikmek istiyordum. Ama ancak zorla yapabilirdim
Bunu da yapmak istemiyordum. Kızana gelmesini bekliyordum ama kızanda
olduğunu nasıl anlayacaktım. Zehra’dan bir şeyler öğrenmiştim ama
Alabaş, Cankoş’dan oldukça farklı idi. Hem çok iri hem de oldukça
hareketli idi.Dersten sonra biraz köyde dolaştım camiye gittim. Köydeki
yaşlılarla biraz sohbet ettim dönüşte hava biraz kararmıştı. Bende
yolumu değiştirdim. Zehra’nın evine doğru gittim. Evlerinin çevresi
yüksek duvarlarla çevriliydi. Karanlık olsa da evin bahçesi hala seçile
biliyordu. Zehra’yı görmeyi ümit ediyordum. Onun içinde sokak kuytu bir
yerden onların kapılarını gözetlemeye başladım. Gözüken yoktu. Sadece
pencerenin birinden hafif gaz lambası ışığı yayılıyordu. Soğukta üşümeye
başlamıştım. Eve dönmeye karar verecektim ki sokağın başından
gürültüler gelmeye başladı. Bende hemen oracıktaki eski bir yıkık
duvarın yanına gizlendim. Karanlıkta pek fark edilmiyordu. O sınara da
eşekli biri çıka geldi. Gelen Zehra’nın kocası idi. Sallana sallana
yanımdan geçti. Muhtemelen çobanlık yaptığı ağıldan geliyordu. Bahçe
kapısına varınca eşekten indi. Gürültülü bir şekilde tahta çiti açarak
içeri girdi. Bende Zehra’ çıkar görürüm umudu ile saklandığım yerden
çıktım ve onların bahçe duvarına saklanarak bahçe kapısına doğru vardım.
Evin kapısı ile bahçe kapısı tam karşılıklı idi ve aralarında en fazla
yedi sekiz metre vardım. Yere çömeldim duvarın dibinden gözetlemeye
başladım. Halil sanırım ahır olduğunu sandığım bir yere doğru eşeği
götürüyordu. O sırada evin kapısı açıldı ve bir gaz lambası ışık
yayıldı. Çıkan bir kadındı. Ama Zehra değildi. Daha uzun boylu biriydi.
Dışarı doğru kapıdan seslendi ‘Kim var orda’ diye. Halil ‘benim ana diye
bağırdı’. ‘dondum gel hele eşeği ahıra bağla’ dedi. Annesi dışarı çıktı
oda ahıra doğru yöneldi. Oldukça uzun boyluydu. En az 1.75 cm kadar
vardı. Karanlıkta benim beş altı metre ilerimde gaz lambası yüzünü
aydınlattığında güzelliği de belli oluyordu. Köydeki diğer kadınların
aksine kendini salmamış içe ve uzundu. Köy kıyafetinin içinde gece bile
vücudunun diriliği belliydi. Az sonra ahırdan oda çıktı eve gitti. Benim
beklememin daha fazla anlamı yoktu bende evime döndüm. Zehra’nın Deli
Halil yanında olduğuna inanamıyordum. Onunla aramızdan geçenleri
düşündüm. Onu acıyıp sikmediğime şimdi çok pişmandım. Zehra’yı hayal
ederek uyudum.Ertesi gün benim için yine sıradan bir gündü. Okul
olduğunda vakit daha kolay geçiyordu ama okul bitince gün geçmek
bilmiyordu. Akşama doğru Alabaş’ın yemeğini verdim biraz onunla oynadım
ve odun alıp eve doğru gidecekken Muhtarın evine gelenler olduğunu
gördüm. Tabii en önde gelen Halil’di hemen tanıdım. Arkasından da iki
tane bayan geliyordu. Bunları da tanımak zor değildi. Alaca karanlıkta
eve girdiler. Muhtemelen Muhtar damadını yemeğe çağırmıştı. Bende eve
girdim. Akşam için bir şeyler hazırlamaya başlamıştım. On dakika
geçmeden kapı çalmaya başladı. Hayırdır diyere kapıyı açtığı da karşımda
Sülo vardı. ‘hayırdır Sülo’ demeye kalmadan ‘Örtmenim babam seni yemeğe
çağırıyo’ dedi. Bende ‘tamam, az sonra gelirim ’ dedi.Üzerimi
değiştirmek için kapıyı örtüp içeri girdim içim içime sığmıyordu.
İstesem olmazdı. Her ne kadar kaynanası ve kocası olsa da Zehra’yı
görebilecektim. Hemen hazırlanıp Muhtarın evine vardım. Kapıyı çalınca
Sülo açtı içeri buyur etti. Her zamanki oturduğumuz odaya geçtik.
Muhtarla damadı oturuyordu. Ama kadınlar yoktu. Muhtemelen başka
odadaydılar. Hoş geldin beş gittik derken sofra geldi. Yemeklerimizi
yedik. Bu arada ben Zehra’nın kocası Halil’i tanımaya çalışıyordum.
Halil tamamen saf gariban bi köylüydü. Okula da gitmemişti. Bazen muhtar
bir soru soruyordu bazen ben soru soruyordum. Konuşması hafif kekeme
idi. Hatta ilk başta benimle konuşurken kelimeleri hiç çıkartamıyordu.
Sonra biraz rahatladı. Sorulan sorulara da yarım yamalak cevap
veriyordu. İçimden ‘muhtar başka adam bulamadın mı kız verecek’ diye
geçirdim. O sırda kapı açıldı. Zehra’nın annesi sofrayı almaya geldi.
Arkasında da Zehra vardı. O kalan eşyalar aldı. Benim yanımda ekmek
sepeti vardı. Onu almak için benim yanıma geldi. Göz göze geldik. Neler
demek istediklerini gözlerinden okuyordum. Şimdi daha da alımlı olmuştu.
Daha bir kadınsı çekicilik kazanmıştı. Küçük göğüsleri bile dim dik
olmuştu. Eğilince kalçalarını gördüğünde tüm arzularım uyanmıştı. Biraz
sonra çaylarımız geldi. Getiren yine Zehra’ydı. Bana sıra gelince çayı
verirken yüzlerindeki o gülümsemenin manasını çok iyi anlaya biliyordum.
Çayları verince dışarı çıktı. Ben oda kapıyı çaprazdan görüyordum.
Odadan çıkarken kapıyı tam kapatmadı ve tam karşıya geçip oturdu. Beni
çok rahat bir şekilde görüyordu. Bakışlarını çok rahat anlıyordum. ‘Sen
kendine bir arkadaş buldun ama ben ne yapacağım’ der gibiydi. Ben durumu
çaktırmamaya çalışıyor göz ucuyla bakıyordum. Bir süre daha sohbet
ettik. Sonra kapıdan Zehra’nın kayın validesi görüldü. Ben gerçekten şok
olmuştu. Gece gördüğümde ben hiç bir şey anlamamışım. İsmi Emine’ydi.
Namı değer Fettan Emine. Böyle bir kadını hiç görmemişti. Tam bir
afetti. En az 1.80 boyunda benden bile nerdeyse uzundu. Mavi gözlü açık
tenli ince belli tam bir köylü güzeliydi. Kimse yaşına ve evli olduğuna
inanmazdı. Başının anacak yarısını kapatan arkadan bağlanmış bir eşarp,
üzerinde dar sayılabilecek bir kazak vardı. Altında da desenli bir
şalvar vardı. Gerçekte on sekizlik kızlara taş çıkartacak bir kadındı.
Yaşı amcanın aba söylediği ‘muhtar işini bilir’ sözünü şimdi daha iyi
anlıyordum. Zehra’yı boş yere onun oğluna vermemişti. Sanırım bazı
beklentileri vardı. Fakat hiç de muhtara falan eyvallah edecek birine
benzemiyordu. İçeri girince gitmek için müsaade istedi ve ‘Hadi Halil
artık gidelim’ dedi. Onlar kalkınca ben de hemen müsaade istedim ve
kalktım. Dışarı çıkarken özellikle ona yaklaşmaya çalıştım. Halil hemen
önden dışarı çıktı. Annesi de arkasında idi. Bende hem arkasında idim.
Aramızda yarım metre yoktu. Gerçekten müthiş kalçaları vardı. Tam
kapıdan çıkarken ‘Allaha ısmarladık’ diyerek geri döndü. Tam o anda bana
müthiş bir bakış attı. Sanki bir ok gibiydi. Dışarı çıktık Zehra’da
annesi vedalaşmış arkadan geliyordu. Bahçe kapısına varınca Emine bana
döndü ve kibarca ‘iyi akşamlar öğretmen bey’ dedi. Ben köyde hiç böyle
kibar konuşan birini görmemiştim. Onlar evelerine bende kendi evime
doğru yollandım.Yolda giderken üşüyen ellerimi kabanımın ceplerine
soktum. Sağ cebimde bir kâğıt parçası vardı. Ne acaba diye merak ettim
ama karanlıkta önümü sor görüyordum. Eve vardım içerince hemen soba
sönmek üzereydi. Odun atım tekrar ateşi canlandırdım. Burada cebimdeki
kağıt geldi. Kabanın cebinden bulup çıkardım. Küçük bir kağıt dörde
katlanmıştı. Açtığı da hemen fark ettim. Bu yazı Zehra’nındı. Hemen bi
çırpıda okudum. Bana çok özlediği söylüyordu ve yarın kocası ve
kaynanasının şehre gideceğini ve kendisinin Sülo’yla birlikte kalacağını
belirtmişti ve istersem geç vakitte beni misafir edebileceğini
belirtiyordu. Ben o an havalar uçmuştum. Ne beklerken kısmetime ne
çıkmıştı. Yattım ama yarın gece yaşayacakları düşündükçe gözüme uyku
girmiyordu.Ertesin geçmek bilmiyordu. Günlerden Cuma idi. Öğrencileri
gönderdim. İçerde canım sıkılınca dışarı çıktım biraz ıvır zıvır ilerle
uğraştım. O sırada Sülo geldi. Alabaş’a yiyecek bir şeyler getirmişti.
Ben de yanına vardım ve birkaç soru sordum. Sırf ağzını aramak içindi.
En sonunda akşam ablasında olacağını söyleyince bende selam söylemesini
istedim sıkı sıkıda tembih ettim unutma diye. Sonrada evden birkaç şeker
tutuşturdum eline. Akşam olmuştu ama vakit geçmiyordu. Eli boş gitmek
olamaz diye daha önce vakit geçirmek için aldığım çerezlerden ve
çikolatalardan biraz hazırlayıp kese kâğıdına koydum. Hava kapalıydı ve
ortalık zifiri karanlıktı. Bu durum beni sevindirmişti. Nede olsa küçük
köydü biri görse ne diyecektim. Gece saat on bir gibi yola çıktım.
Ortalıkta kimseler görünmüyordu. Sadece köpek havlamaları vardı.
Zehra’nın evinin yakınına varınca çevrede köpek var mı diye dikkat de
ediyordum. Evin önüne varınca pencereden azda olsa ışık sızdığını
gördüm. Zehra’nın beni beklediğini anlamıştı. Bahçe duvarının yanına
gizlenip işaret beklemeye başladım. Perdenin kenarı hafif aralıydı ama
bir an gidip bakmayı düşündüm. Sonra Sülo uyanık falan olur fark eder
diye cesaret edemedim. Tam ben bunları düşünürken perdeden bir karartı
göründü. Bakanın Zehra olduğunu hemen anladım. Ona orda olduğumu
anlatmak için cebimden kibrit kutusunu çıkartıp bir tane yaktım ve
pencereye doğru hafifçe sallayıp söndürdüm. Görmemesine imkân yoktu.
Aradaki mesafe on on iki metreydi. O sırada perde tekrar kapandı ve
içerden gelen ışıkta söndü ve bende gördüğünü anladım. Az sonra
karanlıkta kapı sessize açılmaya başlamıştı. Bende hızlı bir şekilde
kapıya doğru yürüyüp içeri girdim. Zehra’yı görmemiştim bile. O kapının
arkasındaymış hemen kapıyı kapattı karanlıkta kolumdan tutu ve sessizce
benimle gel dedi. Bir odaya girdik. Ben Sülo’yu merak ediyordum. Onu
sordum.’merak etme diğer odada mışıl mışıl uyuyor bizi rahatsız etmez’
dedi. ‘Uyanırsa’ dedim. ‘Merak etme tedbirini aldım’ dedi. Zavallı
Sülo’ya nerden denk getirdiyse uyku hapı denk getirmiş ve çayına uyku
hapı koymuştu. Bende rahatladım böylece. Artık istediklerimi
yapabilirdi.Zehra bize kendi kocasıyla kaldığı odayı ayarlamıştı.
Güzelce ısıtmış ve bi tane de gaz lambasını kısık şekilde yakmıştı.
Perdeleri de sıkı sıkıya ışık sızmasın diye kapatmıştı. Ben hemen
dudaklarına sarılıp öpmeye başladım. O da bana aynı şekilde sıkıca
sarılmıştı. Öyle bir öpmüştüm ki neydeyse boğuyordum kızcağızı. Beni
biraz itekleyip durdurdu. Sonra yerse serili olan yatağa uzandık ve
öpüşmeye devam ettik. Ben hemen üste çıkmıştım. Dudaklarında yavaşça
boynuna oradan aşağılara inmeye çalışıyordum. Bir yandan da ellerimle
bacaklarını ve kalçalarını okşuyordum. Bir ara fırsatını bulup
üzerindekileri çıkardım ve göğüslerini emmeye başladım. Limondan az
büyüktüler ama taş gibiydiler. Emiyor, somuruyor, ısırıyordum. Adeta
yiyordum. O da inlemeye başlamıştı. Onun inlemeleri beni daha da
çıldırmış. İyice aşağılara kaymaya başladım. Karnına oradan kasıklarına
inmiştim. Donunu sıyırarak kasıklarına iyice yapışmıştı. Amını adeta
yalayıp yutuyordum. Onun da suyu gelmeye başlamıştı. Dilimi amının
dudaklarını ayırıp içine sokmaya başladı. Dilimle gelen her damla suyunu
yalıyordum. Amının suyu şarıl şarıl akmaya başlamıştı. İnim inim
inliyordu. Ben artık dayanamamıştım. Pantolonumu çıkardım. Sikim kazık
gibi olmuştu. Tüm heybetiyle önümde dikelmişti. Elime alıp hemen
bacaklarının arasına yerleşip amına dayadım. Artık nede olsa evli idi.
Sikmem de bir sakınca yoktu. Ama onun ama benim sikime göre oldukça dar
gelecekti. Sikimin başını amının suyuyla ıslatmak için sürtmeye
başlamıştım ki Zehra sikimin başından tuttu. ‘Sakın girme, yapamam’
dedi. Ben büyüklüğünden dolayı korktuğunu düşündüm. Onu sakinleştirmeye
çalıştım. ‘Merak etme canını yakmayacağım. Çok zevkli olacak’ dedim.
Zehra ‘lütfen yapma, daha kızım.’ Dedi. Tama kavrayamamıştı. ‘Kocam beni
daha sikemedi’ diyince şok olmuştum. Sevineyim mi üzüleyim mi
belemedim. Bir yandan Deli Halil benim biricin gül goncamı sikemeyişine
sevinmişti. Fakat bu seferde ben onu sikemeyecektim.Sonra durumu
anlattı. Halil buna evleneli beri bir şey yapma arzusunda değilmiş.
Annesi biraz sıkıştırmış yinede bir şey olmamış. Zehra’nın anlatışına
göre Halil’in siki hem serleşmiyor hem de çok küçüktü. ‘seninkinin üçte
biri kadar bile yok’ diyordu. Kaynanası ve Halil bundan dolayı şehre
doktora gitmişler. Ben tabii duruma aslında sevindim. Zehra yine bana
kalmıştı. Nasılsa bir yolunu bulur yine sikerdim.Biz işimize devam
ettik. Amamına girmeden de nasıl zevk alacağımızı zaten daha önceden
görmüştük. Oda bu duruma çok üzülmüştü. Gerçekten sikilmek istiyordu ama
kaynanası durumdan haberdarmış ve takip ediyormuş. Yapacak bir şey
yoktu. O biraz hüzünlendi. Yan dönüp yattı. Bende arkasından onun narin
incecik vücuduna varıldım. Küçük göğüslerini okşamaya başladım. Sikim
artık iyice zonklamaya başlamıştı. Onun kalçalarına iyice dayanmıştı.
Aslında bir arkasından girmeyi düşündüm. Fakat bunu yapamaz. Götü
inanılmaz şekilde dar olmalıydı. Kesin darman duman ederdim ve soluğu
hastanede alırdık. Bende kalçasının arasından zonklayan sikimi omun
önüne doğru sulanmış bacaklarının arasından kaydırarak öne doru ittim.
Oldukça kayganlaşmıştı. Rahatça ileri geri gidebiliyordu. Fena değildi.
Hem Zehra’nın amını da bu şelide okşamış oluyordum. Ne yapalım bununla
yetinecektik. O sikimin başı ön tafra çıkmıştı onu o küçük elleriyle
okşamaya başladı. Bu şekilde fazla uzun sürmedi. Onun o küçük narin
ellerini spermlerimle doldurdum. Gerçekten kasıklarım dolmuştu. O kadar
çok gelmişti ki Zehra bile hayreti. Nerdeyse avucu dolmuştu. Biraz
dinlendik. O bize çay demledi. Benim getirdiğim çerezlerden biraz yedik.
Ben de bu arada ona akıl veriyordum. Eğer Halil’de ufak bir kıpırdanma
olursa numaradan sikiliyormuş gibi yap. Sonrada jilet hafifçe bir yerini
kanatıp yatağa azıcık tamlatmasını söyledim. Bu şekilde olursa
kızlığının bozulduğu sanılırdı. Ben geri kalan kısmı rahatça
tamamlardım. Bu fikir aklına onun da aklına yattı. Sonra lafı
kaynanasına getirdim. Nasıl biri olduğunu öğrenmek istiyordum. Zehra,
Emine’nin çok erkek gibi olduğunu tek başına Halil ve baba’sından daha
fazla erkek olduğunu söyledi Birkaç gün sonra Zehra, Halil’in onu
sikemediği söyleyince tabii kızmış sonrada ‘Bunun babası da böyleydi. O
da yapamadı. Sonra hapla hapla birkaç sene yaptı. Şimdi beni on senedir
dul bıraktı’ demiş. Bunları duyunca neden fettan Emine dediklerini daha
iyi anladım. Ama kadıncağızda ne yapsın yani. Zehra’ya kimseye bir şey
söylemesi konusunda sıkı sıkı tembih etmiş.’Bunu ben halledeceğim’
Demiş. Ondan sonra Halil’i bir iki kez doktora götürmüş ama çare
olmamış. Bu seferde iyi bir doktor öğrenmiş ona götürmüş. Sonra Zehra,
Emine’nin dün akşam ona bayağı benim hakkından soru soru sorduğunu
söyledi. Nereliymişim, evlimiymiş im. Falan filan en sonun da azlında
istemeyerekte olsa ağzından kaçırdı. ‘yakışıklı, kibar adam’ demiş.
Zehra’da bende bunun ne niyetler söylendiğini tahmin edebiliyorduk. Ben
de onu oldukça beğenmiştim. Taş gibi kadındı. Hele on senedir de fiilen
dul olduğunu öğrenince bayağı iştahımı kabarmıştı. Zaten ne Zehra’dan ne
Alabaş’tan hayır gelmişti.Bu arada benim yeniden kazık gibi olmuştu.
Tekrar sevişmeye başladık. Bu sefer Zehra’yı kucağıma aldım. Minik
göğüsleri ağzıma aldım. Kalçalarını ellerimle okşuyordum. O da sikimin
başını tam amına denk getirmiş sürtüyordu. Bir süre sonra kasıla
boşalmıştı. Hayret etmiştim birçok siktiğim kadın çok tecrübeli
olmalarına rağmen böyle kuvvetli boşalamıyordu. Bu boşalmadan sonra
göğsüme uzandı. Bir süre dinlendi. Benimki ise hala kazık gibiydi.
Elinden tutup sikimin üzerine getirdim. Oda okşamaya başladı. Küçük
narin elleri benimkini anca kavrıyordu. Sikim nerdeyse onun bileğiyle
dirseğine kadar olan kısım kadar vardı. Onun bileklerinden de daha
kalındı. Daha fazla dayanamadım ve onun başını aşağı doğru ittim. Kendim
de benimkini yukarı onun ağzına doğru ittim. ‘Hadi biraz yalasana’
dedim. O da itaatkar bir şekilde aşağı doğru eğilip biryandan eliyle
okşarken bir yandan da dudaklarını sikimim başına dokundurmaya başladı.
Alıştıra alıştıra yalıyordu. Dudakları o kadar yumuşaktı ki anlatmam her
sikime her dokunuşunda tüm vücudun titriyordu. Yavaş yamaş diliyle de
yalamaya başlayım ben zevkin doruklarına çıkmıştım. Başından hafifçe
tutup simimin başını ağzına soktum. Zerhra oldukça masum bir şekilde
amına alamadığı sikimi memnun etmeye çalışıyordu. Başı ağzında
kaybolmuştu. Ağzına zorla sığıyordu ama o resmen somuruyordu. Sikimden
gelen tüm sıvılardan bir damla dahi kaçırmadan yalamak istiyordu. Ben
tamamen çıldırmıştı. Daha da zevk almak için inisiyatifi ele almak
istiyordum. Zehra’yı kenara itip üzerine davrandım. O hala benimkini
yalamakla meşguldü. Yatağın yukarısına doğru çektim arkasını yastıkla
destekledim ve bacaklarını kollarının iki yanına diz çökerek durdum. Tam
sikim ağzına denk gelmişti. Artık rahatça onun dudaklarını ve ağzını
sike bilirdim. O hala yalamakla meşguldü. Sikimi başını ağzına iyice
sokup gidip gelmeye başladım. Bu onunda hoşuna gitmişti. Ben onun ağzını
bir am gibi hayal ediyordum. O durumu anlamış ağzı dudakları ve diliyle
amın verdiği zevki vermeye çalışıyordu. V e gerçektende müthiş
başarıyordu. Ben zevkten kendimi kaybetmek üzereydim. Başını sıkıca
kavradı ve kalçalarımla ileri geri giderek resmen ağzını sikiyordum. Her
seferinde sikim daha da içeri giriyordu. Ben zevkten çıldırmıştı.
Sikimin nerdeyse yarısından fazlası ağzında kaybolmuştu ve sikimin
boğazına kadar indiğini hissediyordum. Sonra müthiş bir batlamayla
kasıklarımda ne varsa ağzına boşalttım. Biraz bekleyip soluklandıktan
sonra sikimi onun ağzından çıkartırken inanamıyordu. Ağzını spermlerimle
doldurmuştum. Oda bir damlasını bile damlatmadan hepsini içti hatta
beni sikimde kalanları da tek tek yaladı. Biraz daha yatım dinlendik
nerdeyse sabah olma vakti ben kimseye görünmeden evden çıkıp kendi evime
geldim.İsim : adog
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
gizlilige önem veren azgın dul bakımlı hnmlar FANTAZİ DUSUKUNU EVLİÇİFTLER tek bayanlar hemsıre ve ögretmenler sırdas olmak isteyen yurdumun tum çicekleri 24saat 22cmyle en az 4 posta garantili sikişlerimiz İHTINA VE ÖZENLE yapılır BİLGİNİZE 0534 489 55 20 ACİL ACİL.. özellikle sivas ve cevresi
YanıtlaSilSelam BAYANLAR ist firat mutsuz umutsuz eşinden ailesinden ve çevresinden ilgi görmeyen evliliği hayatı sikici citti dürüst gizli lige güvene saygıya önem veren hayatına sirdas dertlesecek dost arkadas arayan 546 251 95 85 unuttuğu kadınlık duygularını hissi zevki mutluluğu yaşamak paylaşmak isteyen seviyeli kendini bilen bekar evli veya dul çiftler bayan arkadas arıyorum 5462519585 msj at tanisalim çağrı at ara seni zor durumda bırakmak isdemem 546 251 95 85 7/24 açık msj arkadaşı olabiliriz msj konuşabiliriz herşey seks de yil gece gündüz aramak msj atmak için çekinmeyin BAYANLAR hertürlü sohbete açığım BAYANLAR 546 251 95 85 bekliyorum çekinmeyin 7/ 24 acik Ozel e acik yas sinirim yok BAYANLAR 5462519585 evli ciftler bekliyorum
YanıtlaSilMrb ben istanbuldan dan yaş 36 bekar yeşil gözlü bir erkeğim kendine güvenen heyecan arayan evli dul farketmez bütün bayanların aramasını bekliyorum 0532 292 1605 tkrar 0532 292 1605
YanıtlaSilMrb ben istanbuldan dan yaş 36 bekar yeşil gözlü bir erkeğim kendine güvenen heyecan arayan evli dul farketmez bütün bayanların aramasını bekliyorum 0532 292 1605 tkrar 0532 292 1605 hadi bayanlar pişman olmazsiniz
YanıtlaSil507.053.63.33.slm bayanlar ben adem ltf bayanlar sadece kayseri ve yakın çevresinden sanal deyil gerçekten görüşmek isteyen harika bi sex çılgınca sevişmek ve saatlarca amn gtn yalatmak isteyen v hertürlü fantazi arayan azgın atesli ve doyumsuz heryastan bayanlar v aralarına sirdas dost guvenilir tek erkek arayan özgür çiftler arasın ltf bayanlar ben olgun yaşta sirdas dost guvenilir biriyim ltf karşılıklı saygı sevgi güven şart ltf sanalcilar yalancılar men faatcilar ve kesinlikle erkekler aramasın ltf sadece bayanlar arasın ltf bayanlar
YanıtlaSil0535 560 29 85 Kayseri gizlilik içinde sikişmek isteyen olgun bayanlar bekliyorum
YanıtlaSilSlm bursa dan efe 19cm damarli aletimi sömurene kadar yalıycak amını götünü yalatmak isteyen zevk ve romantizm aynı anda yaşamak isteyen bayanlar sekste n sonra o narın güzel vücuduna masaj yaptırmak isteyen bayanlar arayın sekste sınırım yok gizlilik prensıbım dır bursa ankara istanbul eskisehir 0534 306 04 94
YanıtlaSilMrb azgın bayanlar arayın cosalım gizliye acık 0545 571 52 00
YanıtlaSilMerhaba ben ferhat izmirde yaşıyorum dul evli kadınlar zevkin doruklarına çıkmak istiyorsanız arayın 0542 249 45 82 gizlilige önem veriyorum
YanıtlaSilMerhaba, Mutsuz ve Doyumsuz Bayanlar Adana ve çevresinde yaşayan, Reel birliktelik düşünen, Gizlilik ve Güven İçerisinde İlişki Arayan Seks'te Sınır Tanımayan ve Ne İstediğini Bilen Doyumsuz Bayanların Mesajını Bekliyorumm
YanıtlaSil0545 352 25 52 Özele Açık ! Skype™: Dost_erkek01 Whatsapp var
Merhaba, Evli Çiftler Eşi için Büyük ve Kalın Düşünenler.. ( Fotoğraf ispatlı ) Eşinizin Mutluluğuna Engel Olmayın 0545 352 25 52 Özele Açık! Whatsapp Var Skype™: Dost_erkek01 Not:Tek Erkeqim.. Deneyimim var.
Merhaba, Grup seks fante*zisini gerçekleştirme düşüncesinde olan Kararlı Samimi Paylaşıma Açık Gizliliğe Önem Verenler
* Evli Çiftlere 3. Tek ERKEĞİM!
* Kocasının yanında bir başka tene dokunma arzusu olan
* Tost olmayı arzulayan bayanlar
* Karısı gözlerinin önünde başka bir tene dokunurken aldığı hazzı görmek isteyenler beyler
* Sizi tanıyan sizin hassasiyetinizi bilen gizliliğe önem veren deneyimli güvenilir sırdaş samimi dost olarak tanışmak isteyenler
* 0545 352 25 52 Özele Açık ! Skype™: Dost_erkek01 Whatsapp var
MERHABA ADIM ARDA İSTANBULDAN 41YAŞINDA YEŞİL GÖZLÜ ESMER BİR ERKEĞİM CİDDİ DÜRÜST GÜVENİLİR SIRDAŞ BİR İLİŞKİ ARIYORUM KENDİNE GÜVENEN TÜM BAYANLARIN ARAMASINI BEKLİYORUM EVLİ DUL BEKAR MUTSUZ BAYANLAR EVLİCİFTLER 3CÜ ARAYAN ÇİFTLER ARAYIN TANIŞALIM GÖRÜŞELİM
YanıtlaSil0554 120 10 93
MERHABA TÜRBANLI VE KAPALI SEXY BAYANLAR EVLİCİFTLER 3CÜ ARAYAN ÇİFTLER BEN ARDA DÜRÜST CİDDİ VE SIRDAŞIM GÜVENİLİR DENEYİMLİYİM ARAYIN VEYA MESAJ YAZIN TANIŞALIM GÖRÜŞELİM BEKLİYORUM
YanıtlaSilİSTANBUL AVRUPA YAKASI
NOT;HERŞEY GİZLİ KALMAK ŞARTIYLA WHATSAPP VAR
0554 120 10 93